Selma Güneri ile Peyzaj Sohbeti

Selma Güneri ile Peyzaj Sohbeti

Selma GÜNERİ Yeşilçam’ın özel isimleri arasında yer alan Selma Güneri, geçen zamana rağmen hala çok zarif ve dikkat çekici.Başarılı sanatçı, oyunculuk aşkıyla yepyeni projelerin içinde olmaya da devam ediyor.

Duyduğumuza göre bu aralar yepyeni projeleriniz varmış,biraz onlardan söz edelim mi?Selma GÜNERİ Resim 1

Yemek ve sohbetin iç içe olduğu bir programın hazırlığı içindeyim.Şu anda daha fazla sır vermeyeyim ama çok yakın zamanda izleyenlerimizle buluşacağız inşallah.

Harika görünüyorsunuz… Özellikle kadın okuyucularımız için bunun sırrını paylaşır mısınız bizimle?
Çok teşekkürler… Kadınlar her zaman bakım için kendilerine zaman ayırmalı. Tabii genetik faktörler de çok etkili ama beslenmemize özellikle dikkat etmeliyiz. Ben mesela sık aralıklarla azar azar yerim ve tüm besin gruplarını değerlendirmeye çalışırım. Abur cuburdan kesinlikle uzak dururum.
En sevdiğiniz bitki nedir?
Akşam sefası, kesinlikle hayranım ona.

Neden akşam sefası?
Gün batımı beni her zaman çok etkiler. Çünkü bilirsiniz ki, gün batımının ardından yeni bir gün doğacak. Biraz hüzün, biraz keyiftir gün batımı. Yeni güne hazırlanmayı hatırlatır. Akşam sefasının da harika bir döngüsü var. Gündüz solgun, durgunken, akşam birden canlanır, rengarenk açar, coşku verir, romantizm yaşatır. Bu sebeple benim için çok değerlidir.


AKŞAM SEFASININ DA HARİKA BİR DÖNGÜSÜ VAR. GÜNDÜZ SOLGUN, DURGUNKEN, AKŞAM BİRDEN CANLANIR, RENGARENK AÇAR, COŞKU VERİR, ROMANTİZM YAŞATIR.


Selma GÜNERİ Resim 2Sizin bahçeniz ya da balkonunuz var mı?
Sitede oturuyorum ve maalesef çok küçük bir balkonum var.Biliyorsunuz artık evler Fransız stili, küçük balkonlu.Ama hayatım boyunca hep müstakil bir evim olmasını istedim.Doğayla iç içe yaşamak en büyük arzum. İnsanın kendi yiyeceğini ekip biçmesinden daha muhteşem bir şey olabilir mi? Kaş’ta ufak bir arazim var, belki orada hayal ettiğim gibi bir hayat kurarım diye düşünüyorum.
Bahçe işlerinden anlar mısınız?
Yok, pek anlamam aslında. Ama öğrenmek istiyorum. İnsan toprakla bütünleşmeli, ayağı toprağa değmeli. Bunu tercih edip, büyük kentlerin dışında bir yaşam kuranlara çok özeniyorum. Ben, işlerim yüzünden bunu daha önce yapamadım.

 

 

 

Şehir yaşamından sıkıldınız mı?Selma GÜNERİ Resim 3
Kesinlikle! Burada yaşam çok vahşi, çok katı. Yanlış anlaşılmasın ama inzivaya çekilmek ya da kaçmak değil niyetim, öze dönmek daha çok…
Hayatınızı nasıl yaşıyorsunuz? Mantıklı mı, duygusal mı?
Sanatçılar fazla duyarlı, hassas, kırılgan olurlar. Daha genç yaşlarda bu kırılganlık bende daha fazlaydı. Romantik bir yapım var, duygusalım. Ama aynı zamanda mantıklıyım da çünkü Kova burcuyum. Çok da şeffaf bir insanım. Eğer birine kırıldıysam, bunu içimde halletmem, konuşarak çözerim. Yine de hayatım boyunca incinmeler, örselenmeleri çok yaşadım. Bazen bu yüzden kendime de kızarım. Yine de her şeye rağmen içimdeki çocuksu tarafı korumaya çalışıyorum.
Nelerden mutlu olursunuz?
Beni mutlu eden tek şey dostluk. İyi bir dostluğa hiçbir şeyi değişmem. Kadın-erkek ilişkilerinde de bu böyle! Eğer sağlam bir dostluk varsa arada, o ilişki yürüyor. Benim de pek çok kişi gibi kalkanlarım bulunuyor. Ama o kalkanların gerisinde ben çok mutluyum. İki büyük korkum var: Yanlış anlaşılmak ve iftiraya uğramak…


En büyük hayalim,
BAHÇELİ BİR EV!


Selma GÜNERİ Resim 4

Bir günü nasıl geçirirsiniz?
Yürüyüşlerim var. Özellikle günün yemek kısmını çok seviyorum. Bu aralar kendi projelerimle oldukça yoğunum. Bir de Umut’un (Umut Sezgin) hayatı ile ilgileniyorum. Selma GÜNERİ Resim 5

Erkek çocuk anneleri genelde oğullarının üzerine çok düşerler, siz kıskanç bir anne misiniz?
Hiç değilim. Biz onunla arkadaş gibiyiz. Umut, hayatta yaptığım en güzel şey. Beni hiçbir zaman üzmedi sağ olsun, çok iyi bir evlat oldu. Çevresini de her zaman çok iyi seçti. Ona oyuncu koçluğu yapıyorum bazen. Çoğu zaman danışır bana. Ama Umut oyunculuk dışında başka işler de yapıyor zaten. Ancak doğru projeler olduğu zaman oyunculuk yapmaktan yana.
Deneyimli bir oyuncu olarak sizin bu aralar en çok beğendiğiniz kadın oyuncu kim?
Beren Saat’i çok beğeniyorum. Oyunculuğu gerçekten muhteşem…

Yeşilçam günleriyle zamanımızın çalışma şartlarını kıyaslıyor musunuz?
Ben Yeşilçam’ı her zaman bir üniversite gibi görürüm. Biz çok şanslıydık, yönetmen olarak çok büyük ustalarla çalıştık. O dokuyu koklayarak, gereğinde azarlar işiterek, tam da bir öğrenci gibi, setin içinde öğrendik bu işi. Tabii şimdi oyunculuk konusunda pek çok okul var ama kimse Yeşilçam’ı yok sayamaz. Orada çok önemli filmler çekildi. 30-40 yıl öncenin filmleri hala büyük bir keyifle izleniyor. Bizim halkla aramızda büyük bir gönül bağımız var. Özellikle festivallerde bunu daha net görüyorum. Ama bazıları bizim seyirciyle aramızdaki sevdaya karşı tepkili, hatta hafiften Selma GÜNERİ Resim 6bir kıskançlık var.
Yeni oyuncuları mı kast ediyorsunuz?
Hayır, asla! Onlar bize karşı çok saygılı. Sadece bize “Onlar artık çok eskidi, köşeye çekilsinler” diyenler var. Mesela Atilla Dorsay bunlardan biri. Geçtiğimiz aylarda “Eski sinema sanatçıları niye festivallere gidiyor, çekilsinler artık kenara” gibi bir söylemi oldu. Kendisi çok saygı duyduğum bir beyefendidir ama bu söylemi büyük bir talihsizlik olarak görüyorum. Halkla Yeşilçam’ın yetiştirdiği sanatçıların arasına kimse giremez. Bir kere sanatın eskisi olabilir mi? Sanatçı şarap gibidir, yıllandıkça değeri artar. Ayrıca biz katıldığımız festivallerde tıpkı bir görevli gibi çalışıyor, röportajlar veriyor, etkinliklere katılıyor, giyinip kameraların karşısına çıkıyoruz. Kimse oraya Dorsay’ın dediği gibi tatil yapmaya gitmiyor.

Bu konu sizi oldukça üzmüş anlaşılan!
Evet, çünkü bu tarz söylemleri gerçekten anlamıyorum. Kaldı ki Atilla Dorsay, Yeşilçam öykülerinden iyi beslenen aydın bir insan. Eğer bir eskilik söz konusuysa, önce kendinden başlamalı. Pek çok genç, yetenekli eleştirmen var artık. Eskiye karşıysa, yerini onlara bırakmalı. Şunu unutmamak gerek, Yeşilçam yönetmenleri ve oyuncuları olmasa, Türk sineması bu düzeye erişemezdi. Halk istediği sürece biz de olacağız.

Eski İstanbul’a dair bizimle paylaşmak istediğiniz bir şeyler var mı?
İstanbul gerçekten çok değişti, olumsuz anlamda tabii. Şimdilerde ancak sahile gidince hatırlıyoruz İstanbul’da olduğumuzu. Özellikle site yaşamlarında bazen nerede olduğumuzu bile unutuyoruz. Ben çocukken en çok yemek yemeye Ege Bahçesi’ne giderdik, oradaki mutluluğum bugün bile hafızamda. Bir de Taksim Parkı’nı çok severdim.